Dünya Düzdür- Thomas Friedman

Dünya Düzdür kitabı benim için bazı konularda dönüm noktasıydı diyebilirim.Kitabı bitirdikten sonra dünyaya bakış açım ve olayları yorumlarken izlediğim politikalar değişti.

Kısaca Thomas Friedman’dan bahsedersem; kendisi Newyork Times yazarı, yazdığı kitaplar tıpkı Dünya Düzdür gibi,dünyanın en çok satanlar listesinde yer alıyor. Ayrıntılı bilgi için Thomas Friedman.

Ben kitabı okurken epey bir not tuttum,burada sadece bazı kısımları yazdım.Konular birbirinden bağımsız ve dağınık olabilir.Ama her paragrafta gerçekten çok ince tespitler yer alıyor.

Kitaptan kesitler şöyle:

Harvard da ders veren Nobel Ödüllü Hintli ekonomist Amartya Sen:

‘Berlin Duvarı sadece insanları Doğu Almanya’da tutmanın simgesi değil, aynı zamanda geleceğimize ilişkin küresel bir görüş geliştirmeyi engellemenin bir yoluydu.Duvar oradayken dünyayı küresel olarak düşünemezdik. Sen Sankritçeden hoş bir masal anlatmıştı.Kuyuda doğan bir kurbağa ömrü boyunca kuyudan çıkmamış.”Kurbağanın dünya görüşü o kuyuyla sınırlıydı.İşte duvarın çöküşünden önce dünyamızdaki birçok insanın dünyaya bakışıda aynen böyleydi. Duvar yıkılınca kuyunun içindeki kurbağanın bir anda başka kurbağalarla iletişime geçmesi gibi birşey oldu.Duvarın çöküşüne seviniyorsam herkesin birbirinden birçok şey öğrenebileceğine inandığımdandır.En çok şey de,senin öte yanındakinden öğrenilir.”

Duvarın çöküşü sadece Avrupada,Avrupa Birliğinin kurulmasını ve 15 ülkeden 25 ülkeye genişlemesini sağladı.Ortak para birimi avronun gelişiyle birlikte bir zamanlar demirperde ile bölünmüş olan bir bölge ortak bir ekonomik alan haline geldi.

John Hopkins üniversitesi rektörü Bill Brody şöyle diyor. Biz küresel bir yetenek avındayız. O halde en iyileri elimizde tutmak için ne yapabilirsek yapmalıyız. Onlardan biri belki babe ruth olacak. Onun başka bir yere gitmesine neden izin verelim.

Seyahatlerimde kültürün özellikle düz dünyayla ilgili iki boyutu beni çok etkiledi. Biri, kültürünüzün ne kadar dışa dönük olduğu: yabancı fikirlere, yabancı etkisine ne ölçüde açık? İyi kültürselleşebiliyor mu? Daha soyut diğer boyut ise, kültürünüzün ne kadar içe dönük olduğu. Yani, ulusal birlik duygusu, kalkınmaya yoğunlaşma duygusu hangi ölçüde? Yabancılarla işbirliği yapma konusunda toplumun kendine güveni var mı? Toplumun elitleri ne ölçüde geniş kitlelerin hayatına ilgi gösteriyorlar, memleketlerine yatırım yapmaya ne kadar hazırlar? Yoksa fakir vatandaşlarına kayıtsızlıkla yaklaşıp başka ülkelerde yapmakla mı daha mı çok ilgileniyorlar?

Metalaşma bir sürü sektörde giderek hızlanarak yaşanan bir süreçtir. Analog işlemler dijitalleştikçe, sanallaştıkça, mobil hale geldikçe ve özelleştikçe, daha çok iş ve işlev standartlaşıyor, dijitalleşiyor. Böylece çok daha kolaylaşıyor ve çok daha fazla oyuncunun oyuna girmesine imkan sağlar hale geliyor.

Greer’a göre( televizyon reklamları için reklam hazırlayıp fotoğraf çekiyorlar) her şey aynı ve arz fazlaysa müşterinin önünde pek çok seçenek oluyor, ama doğrusunu seçebileceği bir zemin de kalmıyor. Böyle olduğu zaman artık siz de meta haline geliyorsunuz. Vanilya oluyorsunuz.

Neyse ki Greer , metalaşmaya hayatta kalmasını sağlayabilecek tek stratejiyle cevap vermiş: duvar değil, kazma. O ve ortakları kazmaları kapıp şirketin özgücünü keşfetmek için kendi içlerinde bir kazı yapmışlar. Şirketlerinin düz bir dünyada ileri gitmesini sağlayan esas vergi kaynağı da bu olmuş. ‘ Şimdi sattığımız şey, stratejik kavrayışlar, yaratıcı algılamalar ve sanatsal içgüdümüz. Esin gücümüzü ve yaratıcılığımızı satıyoruz; kişiliğimizi satıyoruz. Özgücümüz , artık hiçbir zaman dijitalleşmeyecek bu şeylerde. Biliyorum ki şimdiki ve gelecekteki müşterilerimiz sadece ve sadece bunlar için bize gelecek, bunlar için bizimle devam edeceklerdir. Bu yüzden de teknolojik işleri artık daha çok dışarı yaptırıyor, daha çok yaratıcı düşünür işe alıyoruz.’

Biz batıdakilerin, Amerikan rüyasının Pekin’de Boise’de ve Banglore’de canlı tutulmasında önemli çıkarlarımız var. Ancak enerjinin kullanımına ve korunmasına yönelik radikal yeni bir yaklaşım bulamazsak, bunun üç milyar potansiyel yeni müşterinin olduğu düz bir dünyada yapılabileceği konusunda kendimizi aldatmaktan vazgeçmek zorundayız. Yeni bir yaklaşım bulmayı başaramazsak, hem çevresel hem de jeopolitik bir kasırgaya davet çıkaracağız. Eğer büyük bir işbirliğinin olması gereken bir an varsa, şu an. Konu da enerji. Çin in en iyi bilim adamlarının ve pilot projeler geliştirme becerisine sahip siyasi kapasitesinin, Amerika nın en iyi beyinleriyle, teknolojisiyle ve parasıyla bir araya gelmesinden memnun olurum. Böylece birlikte temiz alternatif enerjiler geliştirmek için çok acele ve masraflara bakılmaksızın bitirilmesi gereken büyük bir Çin-Abd ortak Manhattan projesi yapılabilir. Böyle bir proje, her iki tarafın güçlü yanlarıyla katkıda bulunduğu, yatay değer yaratabilecek ideal model ve ideal proje olacaktır. Çin deki Cambridge Energy Research Associates analisti Scott Roberts şöyle söylüyor. ‘Yenilenebilir teknoloji ve sürdürülebilir enerjiye gelindiğinde, Çin dünyanın atölyesi olmakla kalmayıp, laboratuarı da olabilir.’

Medya ve politika arasındaki etkileşim konusunda uzmanlaşan politika teorisyeni Yaron Ezrahi ‘yeni yayma sistemi olan internet, galiba rasyonaliteden çok irrasyonalite yayıyor’ diyor. ‘Çünkü irrasyonalite, daha duygusal bir biçimde alınır ve daha az bilgi gerektirir. Daha çok insana daha çok şey anlatır ve daha kolay benimsenir.’ İşte bu yüzden arap-müslüman dünyasında komplo teorileri çok yaygındır ve ne yazık ki, batı dünyasının pek çok bölümünde yaygınlaşmaya başlamıştır. Komplo teorileri doğrudan kan dolaşımınıza karışan uyuşturucu gibidir, ‘ışığı’ görmenizi sağlar. İnternet ise iğnedir. Gençler eskiden bir şeylerden kaçmak için LSD kullanırdı. Şimdi çevrimçi bağlantı kuruyorlar. Artık damardan uyuşturucu almıyorsunuz, internetten indiriyorsunuz. Tüm önyargılarımıza hitap eden keskin fikirleri internetten indiriyorsunuz. Düz dünya bunu çok daha kolaylaştırıyor.

Düz dünyada gizlenmek çok daha zor, ama temasa geçmek çok daha kolaydır. John Hopkins dış politika uzmanı Michael Mandelbaum, ‘ Çindeki komünist devriminin başlangıcında Mao’yu düşünün. Çinli komünistler Kuzeybatı Çin’deki mağaralarda saklanmak zorundaydılar ve ancak kontrollerindeki bölgelerde hareket edebilirlerdi. Bin ladin ise yüzünü bile göstermeden internet sayesinde her eve ulaşabilir.’ Bin ladin herhangi bir toprağı ele geçiremez ancak milyonlarca insanın hayallerini ve kabuslarını ele geçirebilir. 2004 başkanlık seçimleri öncesinde doğrudan Amerikalıların misafir odalarına yayın yaparak, bunu gerçekleştirdi de.

Hayal Gücü

Dünyayı düzleştirmenin iki yolu var. Biri, herkesi aynı düzeye yükseltmek için hayal gücünüzü kullanmak; diğeri, herkesi aynı düzeye indirmek için hayal gücünüzü kullanmak.

Zenginleşmek için sadece arka bahçenize bir petrol kuyusu kazmakla kalmayıp kendi ellerinizle bir şeyler üretip bunları başkalarına satmanız gerekiyorsa, kaçınılmaz olarak hayal gücünüz genişler, hoşgörünüz ve güveniniz artar. Dünya nüfusunun yüzde 20 sini oluşturan Müslüman ülkelerin, dünya ticaretinden sadece yüzde 4 pay almaları tesadüf değildir. Ülkeler başkalarını istediği şeyleri artık yapmıyorlarsa ticaret azalır. Ticaretin azalması fikrilerin daha az değiştokuş edilmesi ve dünyaya daha az açık olma anlamına gelir. Bugün Müslüman dünyanın en açık, en hoşgörü sahibi şehirleri Beyrut, İstanbul, jakarta, Dubai, Bahreyn gibi ticaret şehirleridir. Dünyadaki en kapalı şehirler ise Hıristiyanların, Hinduların Yahudilerin ve diğer gayrimüslimlerin dinlerini kamusal ortamlarda ifade etmelerinin, mabetler inşa etmelerinin, hatta Mekke örneğinde olduğu gibi girmelerinin bile yasak olduğu, Suudi Arabistan ın orta kesimindeki şehirlerdir. Din, hayal gücünü, var da edebilir, yok da edebilir. Hindu, Hıristiyan, Yahudi, Müslüman, Budist, bir dinin hayal gücü, ne kadar izole bir ortamda, karanlık bir mağarada şekillenmişse, hayallerinin tehlikeli sulara yelken açma ihtimali o kadar güçlüdür. Dünyayla bağları olani farklı kültürlere, farklı bakış açılarına açık insanların 9 kasımın hayalini kurması olasılığı çok daha büyüktür. Herhangi bir bağlantısı olduğunu hissetmeyen, kişisel özgürlüğünü ve içindeki potansiyeli iyi kullanmaktan doğan hoşnutsuzluk duygusunu kendileri için ütopik bir fantezi kabul eden insanların ise 11 eylülün hayalini kurma olasılığı daha da büyüktür.

Başka bir toplumun veya kültürün, çocuklarına ne söylemesi gerektiğini söyleyemem. Kendiminkini söyleyebilirim: dünya düzleşiyor. Bunu ben başlatmadım. İnsanlığın gelişimini ve kendi geleceğini engellemek gibi büyük bir bedel ödemeden, bunu durduramazsın. Ama en azından iyiye ya da kötüye doğru gitmesi için yönlendirebilirsin. Eğer iyi yöne yönlendirebilirsen, sen ve senin neslin, teröristlerden de gelecekten de korkmadan, El kaide’den de İnfosys’den de endişelenmeden yaşarsınız. Düz dünyada gelişip zenginleşirsiniz. Ama bunun için doğru hayal ile doğru motivasyon gerekir. Hayatlarınız 11/9 tarafından güçlü bir biçimde şekillendirildi. Ama sizin sonsuza dek 9/11 nesli olmanıza dünyanın ihtiyacı var. Stratejik iyimserlerin nesline, hatırlamaktan çok hayal edenlerin nesline, her sabah kalkıp sadece nelerin daha iyi yapılabileceğini hayal etmekle yetinmeyip bu hayaller doğrultusunda harekete geçenlerin nesline, dünyanın çok ihtiyacı var.

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s