Outliers- Malcolm Gladwell

Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikayesinin zeki ve hırslı olmakta değil,bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden daha başarılı olduğunu anlamak için,bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor.

Yazar hakkında biraz bilgi verdikten sonra kitap hakkındaki görüşlerimi ve tuttuğum notları paylaşıcam. Malcolm Gladwell ABD’de aylarca 1 numarada kalan Tipping Point ve Blink kitaplarının yazarı. Gladwell’in The New Yorker dergisinde sürekli yazdığı bir köşesi var. Ondan önceyse Washington Post’ta muhabir olarak çalışıyordu.

Kitabı alıp okumayı epeydir istiyordum. 15 tatili fırsat bilerekten birkaç kitap alıp memlekete gittim.Kitabı 3 gün önce bitirmiştim.İşaretlediğim yerler,tuttuğum notlar derken blogumda paylaşmak için ancak bugüne denk getirebildim.Öncelikle kitap tahmin ettiğim gibi çıkmadı,ya da benim beklentilerim yüksekti, biraz hayal kırıklığına uğradım.Fakat şunu belirtmek isterimki kitap 9 bölümden oluşuyor; 2,3 ve 4. bölümü çok hoşuma gitti,ilerde yapmak istediklerim için başucu niteliğinde birkaç önemli şey öğrendim.

Aşağıda kitabı okurken tuttuğum notları paylaşıcam,her paragrafı okurken kendi içerisinde değerlendirin.
Malcolm_Gladwell
Notlar şöyle:

Bill Joy Michigan Üniversitesi’ne Bilgisayar Merkezi’nin açıldığı yıl geldi(1971).16 yaşındaydı.Uzun boylu ve çok zayıftı;dağınık saçları vardı.Detroit dışındaki North Farmington Lisesi’nde sınıfı tarafından ”En Çalışkan Öğrenci” seçilmişti ki kendi ifadesiyle bu ”iflah olmaz beyinsiz” anlamına geliyordu.Ancak üniversitedeki ilk yılının sonlarında yolu Bilgisayar Merkezi’ne düştü ve tam bir bağımlı oldu. O andan başlayarak Bilgisayar Merkezi onun hayatı oldu.Her fırsatta programlama yaptı.Yaz boyunca da yapabilmek için bir bilgisayar bilimi profesörünün yanında iş buldu.1975’te Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde lisansüstü bir programa kaydoldu.Orada bilgisayar yazılımı dünyasına iyice gömüldü.Doktorasıyla ilgili sözlü sınavlar arasında alelacele oldukça karmaşık bir algoritma yarattı; çok sayıdaki hayranından birinin yazmış olduğu gibi ”inceleyenleri o kadar şaşırttı ki daha sonra bunlardan biri bu deneyimi ‘İsa’nın büyüklerini bozguna uğratmasına’benzetti.” Joy küçük bir programcılar grubuyla işbirliği yaptı ve AT&T’nin ana bilgisayarlar için geliştirmiş olduğu bir yazılım sistemi olan UNIX’i yeniden yazma görevini üstlendi.Joy’un yazmış olduğu versiyon çok iyiydi.Hatta o kadar iyiydi ki dünyada çalışmakta olan milyonlarca bilgisayarın işletme sistemi haline geldi ve hala da bu özelliğini koruyor. ”Mac’inizi,kodu görebileceğiniz o tuhaf moda geçirirseniz” diyor Joe ” 25 yıl önce dizdiğimi anımsadığım şeyler görünüyor.” Ve internet erişiminizi sağlayan yazılımın büyük bölümünü kimin yazmış olduğunu biliyor musunuz? Bill Joy.(Joy’un hikayesi devam ediyor şuanlık bu kadarını yazdım)

Konuşarak cinayetten beraat etmenize ya da profesörünüzü sizi sabah sınıfından öğleden sonra sınıfına alması için ikna etmenize olanak tanıyan özel beceri,psikolog Robert Sternberg tarafından ”pratik zeka” olarak adlandırılıyor. Sternberg’e göre pratik zeka ”kime ne söyleyeceğini bilmek,bunu ne zaman söyleyeceğini bilmek ve maksimum etki için bunu nasıl söyleyeceğini bilmek ” gibi şeyler içeriyor.Bu yöntemseldir:Birşeyi, neden bildiğinizi bilmeden de,onu açıklayamadan da nasıl yapacağınızı bilmekle ilgilidir.Doğası gereği pratiktir:Bir başka ifadeyle,sadece bilgi olsun diye bilgi değildir.Durumları doğru okumanıza ve istediğinizi almanıza yardımcı olan bilgidir.Ve işin kritik yanı,IQ ile ölçülen analitik yetenek türünden ayrılan türde bir zeka olmasıdır.Analitik zekanız çok yüksek,pratik zekanız çok düşük ya da pratik zekanız çok yüksek,analitik zekanız ise biraz düşük olabilir ya da -Robert Oppenheimer gibi şanslı bir vakada olduğu gibi-her ikisi de yüksek olabilir.

Outliers’ta başarının sürekli ve düzenli bir avantaj birikiminden doğduğunu gördük:Nerede ve ne zaman doğduğunuz,anne babanızın ne iş yaptığı ve yetişme koşullarınızın nasıl olduğu,bütün bunlar dünyada ne kadar başarılı olacağını etkiliyor.

Dünyada kurallara ve planlara en çok bel bağlayan ve koşullar ne olursa olsun prosedürlere en çok bağlı kalan ülkeler:

-Yunanistan
-Portekiz
-Guatemala
-Uruguay
-Belçika

En sondaki beş ülke,

-Hong Kong
-İsveç
-Danimarka
-Jamakia
-Singapur

Güney Çin’de kahvaltı,en azından parasal gücü yetenler için,haşlanmış pirinçti;marul,bir tür sazan balığı püresi ve bambu filiz eşliğinde beyaz pirinç lapası.Öğle yemeğinde biraz daha haşlanmış pirinç yenirdi.Akşam yemeği ise ”garnitürlü” pirinçten oluşurdu.Pirinç yaşamın diğer gereksinimlerini satın alabilmek için pazarda sattığımız bir şeydi.Pirinç zenginlik ve statü ölçüsüydü.Günün hemen her çalışma anını o belirlerdi. ”Pirinç hayattır” diyor Güney Çin’de geleneksel bir köyü incelemiş olan antropolog Gonçalo Santos. ”Pirinç olmadan hayatta kalamazsınız.Çin’in bu bölgesinde yaşamak istiyorsanız pirinciniz olmalı.Dünya onun sayesinde döner.”

”Yılda 360 gün yataktan güneş doğmadan önce kalkabilen hiç kimse ailesini zengin etmekte başarısız olmaz.” Güneş doğmadan önce kalkmak? Yılda 360 gün?! Kung rahat rahat,telaşsızca mongongo toplarken,Fransız köylü kışı uyuyarak geçirirken ya da pirinç yetiştiriciliği dünyası dışındaki herhangi biri bir başka şey yaparken, bu atasözü akıllarına bile gelmez.

Outliers’ta öğrendiğimiz her şey başarının öngörülebilir bir rota izlediğini söylüyor.Başarılı olanlar en parlak zekaya sahip olanlar değil.Eğer öyle olsaydı Chris Langan da Einstein’la aynı yerde olurdu.Başarı sadece kendi adımıza aldığımız kararların ve gösterdiğimiz çabaların da toplamı değil.Daha çok,bir armağan.Çizginin dışındakiler kendilerine fırsat verilenler ve bu fırsatları değerlendirecek güç ve soğukkanlılığa sahip olanlar.Ocak ayında doğan hokey ve futbol oyuncuları için bu yıldızlar karmasına girebilmekti.Beatles için, Hamburg’du. Bill Gates için,şans doğru zamanda doğmuş olmak ve ortaokulda kendisine bir bilgisayar terminalinin sunulmuş olmasıydı.Joe Flom ve Watchtell,Lipton,Rosen ve Katz kurucuları birden fazla şansa sahipti.Doğru zamanda,doğru anne babadan,doğru etnik altyapıyla doğmuşlardı ki bütün bunlar onlara şirketlerin el değiştirmesiyle ilgili yasalarda,bu konu hukuk dünyasında çok gözde bir çalışma alanı olana kadar,20 yıl boyunca bol bol pratik yapma olanağı sağlamıştı.Ve Kore Havayolları’nın en sonunda her şeyi düzeltmek için yaptığı şey,pilotlarına kültürel miraslarının getirdiği sınırlamalardan kurtulma fırsatı sunmaktı.

Bu kitaptan kendime çıkardığım en iyi ders 10 Bin Saat Kuralı.Bir alanda en iyi olmak için 10 bin saat harcamak şart.

Reklamlar

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi https://musaunalan.com/hakkimda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s