Amerika: 49 Türkiye: 0

Geleceği iyi görenler daima önde olurlar. Veya geleceğe yatırım yapanlar her zaman daha fazla kazanırlar. İş yapmak deyimini en iyi nasıl yapacağını bilenler daima daha başarılı olurlar.

Kendi ülkemizdeki iş yapma mantığına bakarsak, öncelikle karşımıza çıkan ilk sorun özgüven sorunu ve bu o kadar büyük bir sorunki insanların düşünürken bile alt sırada olduğunu düşünerekten, düşüncelerini de ona göre şekillendiriyorlar. Genç nesildeki bu sorunun temel sebeplerinden biri de iş dünyasında nutuk atan insanların da sistemin içinde hapsolmasından kaynaklanan ayrı bir sorun olduğunu düşünüyorum.

a

Interbrand’ın hazırladığı Dünyanın En Değerli Markaları 2011 Raporu 1-2 ay öncesine kadar yayınlanmıştı. Raporda en değerli 100 marka açıklanmıştı. Yukardaki tabloya baktığımızda en değerli 10 markadan 7’sinin teknoloji şirketi olması sektörün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Amerika’daki yatırımcıların teknoloji şirketlerine yatırdıkları paraları görünce, bizim ülkemizdeki iş adamların bu durumu ne zaman fark edeceğini hep merak ediyorum. Amerika’da çoğu siteye milyondolar ile milyardolar arasında risk sermayesi konularak büyük bir özgüvenle hareket edilmesi bir bakıma bakış açılarının bizim iş dünyasındaki Türk yatırımcılarından ne kadar farklı olduğunu rahatlıkla görüyoruz. Bu bir bakıma da vizyon meselesi.

Aşağıdaki diğer grafiklere bakacak olursak;

b

Kıta bazında ilk 100 markayı Amerika kıtasından 52 marka, Asya Pasifik’ten 10 Avrupa-Afrika’dan ise 38 marka temsil ediyor.

c

Avrupa ve Afrika’yı temsil eden 38 markanın bulunduğu ülkelere ”c” grafiğine baktığımızda Almanya’nın 10 marka ile ilk sırada olduğunu, sonrasında 7 marka ile Fransa, 5’er marka ile İngiltere ve İsviçre’nin en iyi sıralarda olduğunu görüyoruz. Türkiye’den bir marka bile görmek bizi çok mutlu ederdi; ama maalesef yok.

d

Üstteki dilim grafiğine baktığımızda Amerika’nın 49 markayla %50’ye yakın bir oranda piyasayı etkilediğini görüyoruz. Bu şirketlerin mali tablolarına bakıp topladığımız zaman, muazzam rakamlar ortaya çıkıyor. Ve bu markaların çoğu küresel marka yani her yerdeler. Bu grafik gücün kimde olduğunu o kadar net gösteriyor ki; domine kelimesinin piyasadaki etkisini bu resimden kolayca anlayabiliriz.

Tüm bu grafiklere bakıp ya da her yıl yayınlanan bu raporları inceleyip; bu verilerin çok fazla değişmemesinde  neyin etkili olduğunu öğrenmek istersek kendimize;  –birilerinin hep iyi olması mı etkili yoksa birilerinin yeterince iyi olmaması mı etkili- sorularını yöneltebiliriz.

Doğru cevap; her ikisi olmakla beraber özellikle birilerinin yeterince iyi olmaması, bu markalar için ortamı daha da müsait kılıyor.

Artık bizlerin onlar herşeyi çok iyi biliyor, bizler en iyi olayamayız, böyle geldi böyle gider, bu kervan değişmez, biz yapamayız… cümleleri yerine; ayağını yere güvenle basacak kadar özgüvenli, geleceği görebilecek kadar ilerigörüşlü, birilerine meydan okuyacak kadar cesur, hayallerinden pes etmeyecek kadar azimli bireylerin olduğu ve konuşulduğu cümleleri duymak ve kullanmak dileğiyle.

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s