Bir Baba Susuyorsa!

Farkında olmadan büyüdüğümüz zamanlar daha içten yaşanır. Akılda daha kalıcı olmakla birlikte hem sevinç hem de hüzün barındırırlar.

Babama karşı ayrı bir sevgim vardır. O benim her hayalimin parçası, o benim en güçlü destekçim, o beni ben yapan…

Okulla tanışık olmanın ilk yıllarını yaşıyorum. Okula gitmek, o mavi önlükleri her gün giymek kadar yeniydi. Öğretmene karşı saygılı olmaktı, yazın sıcağında elindeki dondurmayı hocam görmesin diye utanarak o küçük parmaklar arasında arkaya doğru itmekti. Ders aralarında getirilen beslenme çantalarının içindekilerini büyük bir heyecanla çıkarıp arkadaşlarla paylaşmaktı.. Öğrenmekti, paylaşmaktı, mutluluktu..

Öğrenci olmak beraberinde biraz da gariplikler getirir. Sabah okula gitmek için koşardık akşamları ise eve varmak için..

Yine bir gün son ders zilinin çalmasıyla birlikte eve koşarak geldim. İçimde eve varmanın getirdiği mutluluk ile babamın işten gelirken cebinde bize getireceği sürpriz hediyenin merakı içerisinde kendi dünyamda yaşıyordum. O her zaman cebinde bir şeyle gelirdi; ya bir çikolata ya da küçük tadelle ya da başka bir şey ama muhakkak getirirdi..Nadirdir getirmediği günler..

Ve babam geldi, gülerek, bana ve kardeşlerime çarşıdan getirdiklerini verdi. Biz çok mutluyduk ve o da bizi öyle görünce o da çok mutlu olurdu. Babalık böyle bir şey sanırım, çocuklarını mutlu etmek gibi bir şey…

Mahalle arkadaşlarımdan Kasım adında bir arkadaşım vardı, çok iyi biriydi, çok temiz biri… Aynı okulda farklı sınıflardaydık, sınıfça rakiptik birbirimize ama bu kadar güzel olamazdı.. Ders çıkışlarında, hafta sonlarında beraber futbol oynardık..

Kasım aynı zamanda benimle aynı köyden olur. Kendi köyümüzde hiçbirimiz yaşamasak da köyümüzü kendi aramızda yaşarcasına gülerdik, oynardık, birbirimize destek çıkardık..

Kasım’ın babası da benim babamın arkadaşıydı, aralarını çok iyi bilmesem de  Kasım’ın babasına karşı içinde bir sevgi olduğunu bilirdim..

Bahsettim ya babam o akşam eve gelirken bizler heyecanla cebinde ne var diye düşünürken, ve sonra mutlulukla gelen çikolataları yerken; kapımız çaldı ve bir haber geldi..

Kasım’ın babası, arkadaşımın babası, babamın arkadaşı vefat etmişti…

Babam hayretler içerisinde kalıp bir türlü inanamıyordu, gerçek olmadığını düşünüyordu. Tevafuk ya babam eve gelirken, Kasım’ın babasıyla sohbet ederek geldiğini söylüyor bunun doğru olmadığını bize söylüyordu.. O an odanın bir kenarında oturuyor bir babayı kaybetmenin değerinin ne olduğunu Kasım açısından anlamaya çalışıyordum.. Çok üzülmüştüm, zordu, kolay bir şey değildi.. Babam kötü olmuştu, çok üzüldüğünü görebiliyordum.. Bir an sessizleşti babam, o da gerçeği kabullenmişti.. Ve ben o an içimde bir şeyin farkına vardım.. Bir baba susuyorsa ya da bir baba konuşmuyorsa o babanın içine hüzün düşmüştür.. İlerleyen yıllarımda bunu birkaç defa gördüm.. Görünce hep anlardım ama o hiç belli etmezdi söylemezdi.. Çünkü bir baba kolay kolay üzgün olduğunu, hüzünlü olduğunu söylemez..

Babanızın gönlüne huzurun düştüğü bir sebep olmuşsanız siz bir babaya en güzel şeyi vermişsinizdir…

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s