Sokak Çöpçülerine Destek için Nişantaşı’nda Vali Konağı’nın Önünü Süpüren Bir Filozof : Sakallı Celal

Eski Romalı bilginlerin Söz uçar, yazı kalır’ felsefesini kanıtlamak istercesine geride kalmadı onu anlatan birkaç kitabı. Klavye harfleri üzerinden yazılan sözcükleri, o belki de 1900’lü yılların ilk iki çeyreğinde, masa başına oturarak mürekkep hokkasına batırılmış tüylü ucu ya da sivriltilmiş tahta kalemi eşliğinde yazmalıydı. Yazmadı bir tarih şahitliğinde gözünün önünden geçenleri. Bir duruşu kalemiyle değil yaşayışıyla duyurdu etrafına.

Ölümünün sonuna kadar kestirmeyeceği sakalı ile etrafına ve tarihe ismini Sakallı Celal olarak kazıtmış biri. Aziz Augustin İtiraflar’ında : ‘İnsanlar en yüce mucize olan kendilerini görmeksizin geçip giderler’ sözünün aksine Sokrates’in ‘Kendini ara’ cümlesine daha uyumlu biriydi.

Nevi şahsına münhasır dedikleri bir kişiliğe sahipti. Kültürlü ve bilgili bir insandı. Çok kişiyi tanır ama az insana değer verirdi. Muniş bakışlı, dokunaklı zekası, tatlı sesiyle çevresinde sürekli bir hayranlık uyandırırdı. Fikir bağımsızlığı, şahsi hürriyeti konularında asla taviz vermezdi. Çok sempatik ve sevecendi.

Galatasaray Lisesi mezunuydu. Aristokrasi ile arası hiçbir zaman iyi olmadı. Sırf bu yüzden yeni ya da pahalı şeyleri giymezdi. Kendisini beğenen, ukala, kaba insanlara karşı çok sertti.

Bazı tavırları tuhaf gibi gözüksede çevresi ve onu tanıyanlar bir süre sonra onu her haliyle severlerdi. Evinin yerini çoğu kişi bilmezdi. Bilenlerin sayısı çok azdı. Hatta bir keresinde evine ziyarete giden birisini, kapının ağzında çamaşır yıkıyorum, içeri alamam’ diyecek kadar ters bir adamdı. Çok titiz bir insandı. Yemek yerken etüvden geçmiş tabakları bile bir daha ateş üzerinden gezdirir ancak o zaman ikna olurdu. Suya karşı alerjisi olduğundan çok duş almazdı.

Sokak çöpçülerine verilen ücretin yetersizliğini protesto etmek için, Nişantaşı’nda, vali konağının önünü süpürecek kadar samimi bir insandı.

Onun oturduğu sofralarda sigara ve içki içilmezdi. Bir keresinde ayranına içki konulup sonrasında sarhoş olduğu için bu şakayı yapanlara karşı tepkisini ortaya koymuştu. Fakat bağnazlığa ve yobazlığa çok sinir olurdu. Din ile arası iyi değildi. İşini değiştirmek zorunda kaldığında bir arkadaşının ona ‘kader demeye dilim varmıyor’ deyince o da ‘o zaman deme, zaten kader diye bir şey yoktur’ cevabını verdi. Bilgiye, okumaya çok önem verdiğini şu sözleriyle anlamak mümkün : ‘Cennet ve cehennem hikayeleriyle yıkanmış beyin doğru düşünme yetisini kaybeder. Boş inançlara saplanıp kalır, gerçeklere ulaşamaz. Bir kez sakatlandıktan sonra beynimizi sağlığına kavuşturmak çok zordur. Ancak, çok okumakla, kültürümüzü genişletmek ve derinleştirmekle belki sağlanabilir.’

Fikre fikir ile karşılık verilmesi gerektiğini düşünürdü. Hiçbir kalıba girmeyen, paraya pula önem vermeyen biriydi. Kendisi usta iken yanında çalışan işçilere yardım ettiği için komünist olmakla suçlanıp zaman zaman polis tarafından evi basılırdı. Sosyal demokrat bir insandı.

Atatürk’e hayrandı ama yeri geldiğinde eleştiren bir tavrı vardı.

Melih Cevdet Anday’ın ‘O bir kahramandı’.

Akif’in ‘Yalnız yaşadım, kim, beni nereden bilecektir?’

Tevfik Fikretin Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin’

Yunus Emre’nin ‘Ölür ise ten ölür / Canlar ölesi değil’

Haldun Taner’in ‘Yeteneğinin kağıt üzerinde kalmış bir belgesi bulunmayan’ sözlerinin onu çok iyi yansıtırcasına yazıldığını söyleyemek mümkün.

Evet o bu ülkenin yetiştirmiş olduğu bir filozoftu. Bilinmeyen bir filozoftu. Onun yakın arkadaşları arasında Yusuf Ziya Ortaç, Ahmet Haşim, “öğrencim” de dediği Nazım Hikmet, Ordinaryüs Matematik Profesörü Ali Yar, Haldun Taner ve Ali Sami Yen; çevresindekiler arasında Nurullah Ataç, Kazım Taşkent gibi çeşitli isimler ile Melih Cevdet Anday, Orhan Veli gibi pek çok şair ve yazar vardı.

Orhan Karaveli büyük bir emek vererek onun hayatını, bilinmeyenleri bize tanıtmak için ‘Sakallı Celal’ adlı güzel bir kitap yazmış. Bazen kendi ideolojisi çerçevesinde bazı söylemleri kitapta çok hoş gözükmesede; genel anlamda iyi yazılmış bir biyografik roman. Sakallı Celal’i hepinizin tanıması vesilesiyle…

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

“Sokak Çöpçülerine Destek için Nişantaşı’nda Vali Konağı’nın Önünü Süpüren Bir Filozof : Sakallı Celal” için 4 yorum

  1. kardeşim yüreğinde ki sevginin kalemindeki cesaretin ve ilmininin sayfalara Nakşetme duasiyla başarılar diliyorum….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s