Ruh Haline Bakarken Kendini Kabul Etme Zamanı

Bir düşüncenin kabulü, ispat gücüyle orantılı. İspat ancak söyleneni tarafından yazılıp, kabul görüp gönüllere girdiğinde; biz de ismi kulağa hoş gelen bir sözcük arıyoruz. Makul olanı ‘hediye’ olsun. Nahoşluk arar mı tanımında bilinmez, barındırır mı hiçlik olgusunun anlık tebessümlerini. Tebessüm oluştu yüzünde der gibi kısa süreli bir fiil mi bu? Makul olanı anlatmak için Ali Ural söz istiyor, okurken düşünüyoruz:

”Unutmaktan korktuğu için hediye alan biriyle karşılaşacağına ihtimal vermediğinden ne söyleyeceğini bilemedi eylemci. Ceza sahasına giren bir golcüyü engellemenin en garantili yolu çelme takmaktı.

Unutulmaktan korkan insanların hıncahınç doldurduğu hediyelik eşya mağazalarından birine girip, “Ey korkaklar” diye başladı söze, “korkunun ecele faydası yoktur!”

Bir uğultu kopmadı mağazada, çünkü kelimeler alışveriş yapanların kulaklarına değmeden konfetiler gibi yağdı yere. Müşteriler bu siyah kelimeleri rengârenk gördüler ve mağazanın bir sürprizi olarak alkışladılar.” /Leyla’yı Hatırlatan Bir Şey

Gerçek olanı gerçek olmayanda bulup aldığımız zamanlar. Söylediğimiz sözlere inanmayıp ortalığa saçarken çok mutlu olduğumuz zamanlar. Asıl değerli olanı hepimizin bildiği ama uygulamada göremediğimiz zamanlar.

Okumayı seviyoruz. Okurken öğrenme düşüncesini çok önemsemiyoruz. Önemli olan sayfa sayıları. Steven Spielberg’in yönettiği Lincoln filminde: ‘Okuduklarımdan çok azı kafama girebildi ama… Ama bir kere öğrenilen unutulmuyor.’ diyor Lincoln. Evet okuyanların sorunu. Unutulmayan şey öğrenmek. Gerisi maziye atılmış bir yığın. Şikayet dolu bakışlar etrafa saçıyoruz. Olması gerekeni detaylı cümlelerle tarif ediyor, bir adım geriye atamıyoruz. Kendimizi hep o öğrenmiş kısımda gördüğümüzden beri, mutsuzluk tohumunu ruhumuzda yeşerttiğimizin farkında hiç olamadık.

Yeme-içme, uyuma behimi hislerini uyandırmada İbrahim Hakkı Hazretleri devreye giriyor:

“Az ye, az uyu, hayrete var, fani ol andan. Bul cân-ı beka ol âna mihman gecelerde”  diyerek meseleyi anlamada kulağımıza fısıldıyor.

Evet son olarak hangi ruh halinde olmamızı nefis bir şekilde özetliyor Leyla İpekçi: ”Bazen insan, bakışlarını genişleten pencereden de seyredebilir sonbaharı. Senin parfüm kokan ellerin benim pıhtılaşmamış yaralarıma değmiyorsa… Komşunun mazlumiyeti senin vücudunda bir kıymık kadar sızıyla yankılamıyorsa… Senin gibi olmama gayretidir artık direnişim.”/Koltuk Benimle Konuşuyor

Reklamlar

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi https://musaunalan.com/hakkimda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s