Zihinlerde Marka İnşa Etmek

Dünya üzerindeki çoğu şirketin, kendi ülkelerinde ve global anlamda tüm dünyada en iyi markalar listesine girmeleri hiçbir zaman kısa vadede olmamıştır.

Markalar ürün veya hizmet alanında yaptıkları çalışmalara daha çok önem vermişlerdir. Fakat ürünün veya hizmetin markalaşmasını sağlayan firmalar markalarını geleceğe hep taşımışlardır. Uzun vadede bir marka, bir isimden başka hiçbir şey değildir.

Piyasaya yeni giren bir şirketin ilk hedeflerinden biri de piyasada kalmaktır. Bunu yaparken en önemli kural; benzersizlik konsepti üzerine yapmış olduğu çalışmalardır. Ürünüyle diğer şirketlerden daha iyi olması veya verdiği hizmette çok farklı bir model yaratması, markaya kazanç olarak her zaman geri dönmüştür. Bu dönüşler çok uzun sürmemiştir, çünkü bu süreçler devam ederken sorulması gereken en önemli soru; bu şirket kendi ismini marka yapmış mıdır?

Benzersiz bir fikir uzun vadede işe yaramadığı gibi, markaların kısa vadede yüksek kazançlar elde edip, bir marka altında ürün kümesini çok fazla genişletmesi de markaya hep zarar vermiştir.

Bugün herhangi bir üründe fark yaratmak uzun vadede mümkün değildir. Farklılıklar her zaman giderilebilir veya bu ürün şu üründen daha iyidir cümlelerini kullanmanın da somut anlamda geçerliliği çok fazla kalmamıştır. Apple markasının çıkarmış olduğu iphone, ipad gibi ürünlerin çok fazla süre geçmeden kopyalarının ya da diğer teknoloji şirketlerinin de benzer ürünleri piyasaya sürdüklerini biliyoruz. Tüm bu durumların, insanların Apple ürünlerini almalarına engel olduğu söylenemez. Apple bütün insanların zihninde marka olma özelliğini kalıcı olarak yakaladığı için, insanların çekinmeden verdikleri binlerce doların değeri; birey açısından sorun teşkil etmemiştir.

Dünyanın en önemli marka gurularından Al Ries The 22 Immutable Laws of Branding kitabında çok güzel bir örnek veriyor. ‘’Amerika ve Japonya’yı kıyaslarsak; ABD’nin ilk yüz şirketi 1997 yılında 2.8 trilyon dolarlık satış gerçekleştirmiştir. Aynı yıl Japonya’nın da ilk yüz şirketi 2,8 trilyon dolarlık satış gerçekleştirmiştir. Gerçek fark karlarda, Amerikan şirketlerinin ortalama net karı satışların %6,3 ‘ü iken Japon şirketlerinin ise % 1,1’dir.’’

Farklı ürünleri aynı marka altında piyasaya sunan çoğu Asya ülkesinin para kaybetmelerinin sebebi yeterince markalaşma kavramına önem vermemeleridir. Şüphesiz bunu dünyada en iyi yapan ülke Amerika’dır.

Sonuç olarak; markalar şirketin özüdür. Bir şirketin değeri zihinlerde marka inşa etmekten geçer. Bu durum ülkeler için de geçerlidir.

Not: Bu yazı 12.09.2014 tarihinde vivaHiba.com sitesinde yayınlanmıştır.

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s