İşini yapmadan ön planda olmaya çalışmak

Dersine girmekte olduğum önlisans öğrencilerimden Ali, arada bir yanıma gelip, tavsiye anlamında birkaç fikir aldıktan sonra; ”Hocam bu yılın sonundaki DGS sınavında iyi bir puan alarak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanacağım’‘ deyip yanımdan ayrılırdı. İfadeleri kullanan öğrenci, derslerinde hem başarılı hem de saygılı biriydi. Fakat bir hatası vardı; işini yapmak yerine kendisini övmeyi çok severdi. Bunun farkında olmadığı kanaatinde değilim, farkındaydı. Fakat yine de yapardı. Boğaziçi mevzusu açıldığı her anda, ben o konuya hiç girmeyip, düzenli çalışmanın gerekliliğini vurgulamaya çalışırdım. Çünkü biliyordum ki yeterli çalışmayı yapmazsa kazanması mümkün değildi. Yıl içerisinde sınava yeterli çalışmayan ve belirli bir düzen içerisinde çalışmayı ihmal eden bu öğrencim; girmiş olduğu DGS sınavı sonucu, düşük bir puan alarak vasat bir üniversiteye yerleşti. Çoğu arkadaşına göre belki iyi bir sonuç elde etmişti ama bana göre kaybetmişti.

kendini övmek

Anadolu’nun farklı bir ilinden üniversiteye kaydını yapan Fatih adlı öğrencim, ilk derslerden kendini ön plana çıkarmak için, üst sınıfından arkadaşlar edinip geçen yılın ders notlarını almıştı. Derse girdiğim ilk gün öğrencilerle tanışırken şöyle bir ifade kullandı: ”Hocam, ben, bizim sınıftan kimseyle arkadaş olmayacağım, ikinci sınıftaki arkadaşlarla tanışıp onlarla vakit geçireceğim, bu bölümü de çok ders çalışıp birinci olarak bitireceğim”. Bu bakış açısının bir kısmının hatalı olduğunu anlatmaya çalışsam da çabalarım sonuç vermedi. Sonra derse devam ederken, üst sınıftan almış olduğu notları okumuş olmanın verdiği keyifle, sorduğum birkaç soruya büyük bir heyecanla cevap verip, her cevaptan sonra yüzü gülümseyip, arkadaşlarına bakarak bu başarısını kendince kutlama içerisindeydi. Sonradan öğrenciyi yanıma alıp uzun uzun konuştuğum halde, derste söylemiş olduğu sözlerin hiçbirisini tutamadığı gibi, dersleri çok önemsemeyen rahat bir tavır içerisinde ilk birkaç haftasını geçirdi. Bir ay geçmeden de okulu bırakıp gitti.

Aklıma ne zaman bu iki olay gelse, kendime hep şunları söylerim: Düzenli yaşama ilkesi edinmeyen, işini yapmadan ön planda olmaya çalışan insanlar aslında hep kendilerine zarar veriyorlar. Çünkü kendileriyle savaş halinde olduklarının farkında değiller. Kazanmak için kendileriyle barışmaları gerekir. O yüzden bazı madenler gibi çabuk ısınıp çabuk soğumak yerine, söylemlerimiz ve davranışlarımızla daha gerçekçi olursak; inanıyorum hep beraber daha iyi sonuçlar alacağız.

Not: İsimler gerçek değildir.

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesinde Araştırma Görevlisi. Pazarlama alanında Doktora Öğrencisi. Fikir ve düşüncelerin yayılımı ile toplumsal grupların davranış şekilleriyle ilgilenir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s