6. Hafta: Düşünce Dünyamıza Katkı için 15 Sözcük ve Bir Sanat Eseri

1-Reklam

Fransızca bir sözcük olan réclame, iddia, protesto, bağırarak ileri sürülen şey, ilan anlamlarına gelir.

2-Püriten

 Fransızca puritain İngilizce puritan olan bu sözcük; köktendinci, özellikle 17. yy’da İngiltere’de zuhur eden radikal protestan mezheplere mensup kimse anlamına gelir. Latince’de puritas safluk, bulaşmamışlık anlamlarına gelir.

3-Ağustos

Ağustos, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 8. ayı olup 31 gün çeker. Türkçede bu aya “Harman ayı”, “Lobut ayı” da denir. Kimi yerlerde bu ay için “Temmuz” ayı gibi “Orak ayı” dendiği de olur. Ağustos adının İngilizce karşılığı olan “August”, bir rivayete göre, Roma İmparatoru Caesar Augustus’a ithafendir. Bir rivayete göre, Augustus da, tıpkı Julius Caesar’ın ayı Temmuz gibi (Julius’dan kaynaklanan July: Temmuz) kendi ayının da 31 gün çekmesini istediği için Ağustos ayında 31 gün vardır. Augustus, Cleopatra’nın öldüğü zamana denk geldiği için, bu ayın, takvimde bulunduğu yere yerleştirilmesini istemiştir. Augustus bu aya adını vermeden önce ağustos ayı, Mart ayı ile başlayan Roma takviminde altıncı ay olduğu için, Latince “Sextilis” olarak adlandırılmaktaydı.

4-Despot

Yunanca bir sözcük olan despótis, efendi, egemen, hükümdar anlamlarına gelir. Eski Yunanca’da despótēs sözcüğünün ev sahibi anlamı vardır. Düsturnâme-i Enveri (1465) kitabında, yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi olarak geçer.

5-Böbürlenmek

Farsça babr kelimesinden gelir. Kaplan veya leopar anlamına gelir. 17. yy.’da beberlenmek olarak kullanan bu sözcük; vahşileşmek, vahşi hayvan gibi yapmak anlamlarına gelir.

6-Periskop

Olayların canlı aktarılmasına tanıklık eden periscope uygulamasını birçoğumuz biliriz. Kökenine indiğimizde ise Fransızca bir sözcük olduğunu öğrendiğimiz périscope sözcüğü denizaltından çevre gözetleme aracı olarak bilinir. Mucidi E. H. Marié-Davy’dir. 1854 yılında icat etmiştir. Basit bir periskop, iki yansıtıcı ayna veya prizmadan oluşan optik bir alettir. Üstteki ilk ayna, cisimden gelen ışıkları doksan derece kırarak aşağıya doğru yansıtır. Alttaki ikinci ayna ise bu yansıyan ışıkları tekrar doksan derece kırarak göze iletir. (Boru çapı küçüldükçe görüş açısı küçülür.) Ayrıca mercekler ilave edilerek, periskoba teleskobik özellik de verilir. Periskop, deniz ve kara savaşlarında, harekatı kolaylaştırmak maksadıyla kullanılan, emniyetli mesafelerden hedefe görünmeden incelemeye yarayan optik bir alettir. Teknisyenler, nükleer araştırmaları da tehlikeli bölgeye yaklaşmadan periskopla gözler. Periskopun en çok kullanıldığı saha denizaltılardır.

Periskopla inceleme yapan bir asker
Periskopla inceleme yapan bir asker

7-Paparazzi

İngilizce bir sözcük olan paparazzi, rahatsız edici yöntemler kullanan gazete fotoğrafçısı anlamına gelir. Temelde bu sözcük 1960 yılında çekilmiş Dolce Vita filminde Paparazzo ismiyle oynayan bir haber fotoğrafçısından gelir.İç piyasada 1983’ten itibaren duyulmuştur.

Paparazzo ismiyle filmde role alan Walter Santesso (arkadaki) La Dolce Vita filmi (1960)
Paparazzo ismiyle filmed role alan Walter Santesso (arkadaki) La Dolce Vita filmi (1960)

8-Bahtiyar

Farsça bir sözcük olan baχtyār, şansı yardım eden, talihli anlamlarına gelir.

9-Profesör

Fransızca’da professeur öğretmen, Latince’de professor konuşan, öğüt veya ders veren anlamına gelir.

10-Çingene

Farsça çingāna sözcüğünden gelir. Eski Türkçe’de çıgañ sözcüğü fakir, yoksul anlamlarına gelir. Nihai kökeni Türkçe olmakla birlikte Farsça biçim benimsenmiştir.

11-Kredi

Fransızca bir sözcük olan crédit ilk olarak inanç, güven, itibar; sonrasında ise güvene istinaden borçlanma anlamına gelir.

12-Savaş

Anlamı zamanla çok değişmiş bir sözcüktür. Eski Türkçe’de tartışma, söz kavgası anlamına gelir. Sav kelimesi Eski Türkçe’de söz olarak bilinir.

13-Müessir

Arapça bir sözcük olan muˀaṯṯir, tesir eden, eser bırakan, etkili anlamlarına gelir.

14-Afiyet

Arapça bir kelime olan ˁāfiya(t), günahtan ve kusurdan arınma, sağlık anlamına gelir. Afiyet olsun ifadesini bu bağlamda düşünebiliriz.

15-Afra tafra

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kokotlar Mektebi (1927) kitabında ”çalım, gösteriş” olarak geçen afra tafra ifadesi, Türkiye Türkçesi’nde afur-/afğur-/afkur sözcükleri; havlamak, öfkeyle bağırmak, esip üfürmek anlamlarına gelir.

Bu haftaki sanat eserimiz ve manası:

Kaplumbağa Terbiyecisi, Osman Hamdi Bey (1906 ve 1907)

Osman Hamdi Bey'in soldaki resimden etkilendiği iddia edilmektedir
Osman Hamdi Bey’in soldaki resimden etkilendiği iddia edilmektedir

Wikipedia’dan aldığım yorumlar:

”Osman Hamdi Bey’in bu tablosu, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır. Kaplumbağaların esin kaynağının, Lâle Devrindeki Sadabad eğlenceleri sırasında, hava karardıktan sonra sırtlarına mum dikilerek serbest bırakılan kaplumbağalar olduğu öne sürülmüştür. Bu yoruma göre, Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye gibi birçok kurumu kurmak ve yönetmek görevini üstlenen Osman Hamdi Bey, tabloda kendini terbiyeci, kendi iş yapış biçimine uyum gösteremeyen astlarını ise yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağalar olarak göstererek, onları hicvetmektedir.1869’da Tour du Monde isimli dergide yayınlanan Charmeur de tortuesisimli gravür, Kaplumbağa Terbiyecisi‘nin esin kaynağı olabilir.

Başka yorumlara göre, düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bu yoruma göre de terbiyeci Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey’in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular.

Terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmekte kullanacağı neyi üfleyemeyip arkasında tutması, Osman Hamdi Bey’in neyi üfleme, yani kaplumbağalar ile temsil edilen halkı eğitme kaygısından artık vazgeçtiği, çünkü derviş sabrının bile bir sonu olduğu şeklinde de yorumlanmıştır. Ayrıca tablodaki kablumbağaların ilham kaynağının, Osman Hamdi Bey’in Paris’teyken sokaklarda dolaştıklarını gördüğü, Charles Baudelaire’in Modern Hayatın Ressamı kitabında da bahsi geçen kaplumbağalar olduğu da öne sürülmüştür.

Tablonun ikinci versiyonunun, 2009 yılında Sakıp Sabancı Müzesindeki bir sergide sergilenmesi sırasında, tablonun ilham kaynağına dair yeni bir iddia öne sürülmüştür. Buna göre Osman Hamdi Bey, Tour du Monde isimli Fransızca bir derginin 1869 tarihli sayılarından birinde gördüğü bir gravürden esinlenerek bu tabloyu çizmiştir. L. Crépon tarafından bir Japon gravüründen esinle çizilmiş olan bu resim, dergide Charmeur de tortues (Kaplumbağa Terbiyecisi) adıyla basılmıştır. Resimde, Osman Hamdi Bey’in tablosundaki terbiyeciye benzer şekilde giyinmiş yaşlı bir terbiyeci, elindeki ufak davulu çalarak bir grup kaplumbağanın bir masanın üzerine çıkmasını sağlamaya çalışmaktadır. Osman Hamdi Bey, 13 Temmuz 1869’da Bağdat’tan babasına gönderdiği mektupta, “bana yollamış olduğunuz Tour du Monde’u okudum” demektedir. Osman Hamdi Bey muhtemelen 1869 yılının ilk cildini okumuştur ve Kaplumbağa Terbiyecisi‘ni çizerken bu gravürden etkilenmiş olabilir.”

 

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s