7. Hafta: Düşünce Dünyamıza Katkı için 15 Sözcük ve Bir Sanat Eseri

1-Silüet

Fransızca bir sözcük olan silhouette kökünden gelir. Gölgenin dış hatlarını izleyerek yapılan çizim, bir nesnenin gölgesinin dış hatları anlamlarına gelir. Asıl hikayesine bakarsak: ”Pek ciddi bir adam olan Etienne de Silhouette, Fransa’da Maliye Bakanlığı Genel Müfettişi ve bakan olarak görev yapmıştır; ancak birkaç ay kalabilmiştir. Emekli aylıklarını indirmek ve soyluların topraklarından vergi almak isteyince şimşekleri üzerine çekmiştir. Soylu kişiler günlerce, “silhouette tipi elbise” dedikleri, dapdaracık ve son derece basit elbiseler giyerek genel müfettişi protesto etmek suretiyle öçlerini almışlardır. Bununla kalmadılar, geceyarısı karanlık çöktükten sonra Paris sokaklarının duvarlarını daha sonra profilden yapılan ve modelini bir ana çizgiyle gösteren “silhouette üslûbu portre” denilecek olan çizimlerle doldurdular. Tüm bu alay ve aşağılanmalardan sonra Etienne de Silhouette’e ortadan kaybolmak kaldı. Sadece kürkler ve kahve üzerinden vergi almakla yetindi. Fakat ismi, birkaç çizgiyle çırpıştılan, boyutları ve uzun boylu derinliği, ayrıntıları olmayan insan resimlerini belirten bir kelime olarak kaldı.

İstanbul silüeti: Ayasofya ve Sultan Ahmet Camii

2-Muhayyile

Arapça bir sözcük olan muχayyil kökünden gelir. Hayal gücü anlamına gelir. “O andan itibaren muhayyilesi çalışmaya başlamıştı.” – A. H. Tanpınar

3-Rahiya

Arapça bir sözcük olan rāˀiḥa(t) kökünden gelir. Soluk, nefes, koku anlamlarına gelir.

4-Tasavvur

Arapça bir sözcük olan taṣawwur kökünden gelir. Göz önüne getirme, hayal etme, düşünme, düşleme,  zihinde canlandırma anlamlarına gelir. Ayrıca düşünce, amaç, niyet anlamları da vardır. “İdeolojiler, bir tasavvurlar bütünüdür ama bu tasavvurların çok defa şuurla bir alakası yoktur.” – C. Meriç

5-Tahayyül

Arapça bir sözcük olan taχayyul kökünden gelir. Hayal etme, düşleme anlamlarına gelir. “Kapıları yeşil sabahlara açılan sıcak tahayyüllerle dolu yaz geceleri…” – Y. K. Beyatlı

6-Remiz

Arapça bir sözcük olan ramz kökünden gelir. Göz kırpma, işaret, simge, gizli anlam ifade eden söz anlamlarına gelir. “Acaba iki kişi oturup birtakım remizler mi düşündüler?” – S. F. Abasıyanık

7-İrtica

Arapça bir sözcük olan irticā kökünden gelir. Gericilikle ilgili, gerici (davranışi tutum) anlamlarına gelir. İlk kez Ekim 1908’de “Meşrutiyet devrimine karşı olanlar, eski rejime dönmeyi savunanlar” anlamında kullanılmış görünüyor. Arapçada ender olarak “bayatlama” anlamına rastlanır.

8-Mütebahhir

Arapça bir sözcük olan mutabaḥḥir kökünden gelir. Geniş malumat sahibi, derin bilgisi olan, allame anlamlarına gelir.

9-Şarlatan

Fransızca bir sözcük olan charlatan kökünden gelir. Çok konuşan, sahtekâr anlamlarına gelir. Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse anlamı da vardır.
Kim namuslu, kim dalavereci, kim şarlatan, laf ebesi ve dalkavuk, biliyordu.” – T. Buğra. Ayrıca Bilir geçinen kimse anlamı da vardır.
Ben şarlatan değilim, oğlum. Bu illetin devası bendedir.” – P. Safa

10-Apokaliptik

Fransızca bir sözcük olan apocalyptique kökünden gelir. Anlaşılmaz, kapalı, karanlık (söz veya yazı) anlamlarına gelir.

11-İhtiyatlı

Arapça bir sözcük olan iḥtiyāṭ kökünden gelir. Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan, sakıngan, ihtiyatkâr anlamlarına gelir. “Odaya girince ihtiyatlı hareket ederek parasını yatağın altına koydu.” – S. F. Abasıyanık

12-Mühtedi

Arapça bir sözcük olan muhtadi kökünden gelir. Doğru yola yönelen anlamına gelir. “İslam dinine dönen” anlamı, İslam dininin doğru bir yol olduğu varsayımına dayanır.

13-Mürted

Arapça bir sözcük olan murtadd kökünden gelir. İslam dininden dönen kimse anlamına gelir.

14-Müşkülpesent

Arapça bir sözcük olan muşkil ile Farsça bir sözcük olan pasand sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan bir kelimedir. Hoş görmek, tercih etmek anlamlarına gelir. Meninski’de “zorluktan hoşlanan” anlamıyla görülen deyim, 19. yy’da “zor hoşlanan” anlamıyla dile yerleşmiştir. Farsça ifade her iki şekilde yorumlanabilir.

15-Dimağ

Arapça bir sözcük olan dimāġ kökünden gelir. Beyin anlamına gelir. Zihin anlamı da vardır. “Meclisin nerede toplanabileceği fikri dimağımızı işgal ediyordu.” – Atatürk. Ayrıca Farsça bir sözcük olan damağ; burun, nefes anlamlarına gelir.

Bu haftaki sanat eserimiz ve manası:

İSTANBUL HANIMEFENDİSİ / OSMAN HAMDİ BEY

Restoraturk sitesinden alınan yorum: Osman Hamdi, yakın çevresini resimlemeyi tercih istanbul-hanimefendisieden bir sanatçı. Son Osmanlı Sadrazamı İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu olan Osman Hamdi’nin çizdiği bu resimdeki kadının da kim olduğu tam olarak bilinmemekle beraber, Osmanlı Hanedanı’ndan biri olduğu tahmin ediliyor. Bazı çevrelere göre bu kadın, Fransız modasının Osmanlı’daki yansımasını göstermek için resmedildi. İstanbul Hanımefendisi, oryantalist resmin çok başarılı bir örneği. Osman Hamdi tabloda, Batılı ressamlardan farklı şekilde, Doğu’da yetişmiş biri olarak kendi toplumuna bakıyor. Türk resim sanatında, tam boy olarak bir insanın resmedilmesinin de ilk denemelerinden biri olması, tablonun önemini artırıyor. Boya ve ışık olarak son derece dengeli bir resim.

Not: Bazı sözcüklerin anlamı bulunurken nisanyansozluk ve tdk.gov.tr sitelerinden faydalanılmıştır.

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesi'nde araştırma görevlisi. Pazarlama alanında doktora öğrencisi. İlgi Alanları (Birincil) : Tüketici Psikolojisi, Marka Yönetimi, Veri Analizi. (İkincil) : Davranış Ekonomisi, Bilim Felsefesi, Din Psikolojisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s