9. Hafta: Düşünce Dünyamıza Katkı için 15 Sözcük ve Bir Sanat Eseri

1-Kemiyet

Arapça bir sözcük olan kammiyya(t) kökünden gelir. Miktar, nicelik anlamına gelir. “Onun koleksiyonculuğu, kemiyetteki kahramanlığı ise, boyuna keyfiyette arayıp asla bulamadığı kadını ne yapıp yapıp yakalayabilmek gayretinden.” – N. F. Kısakürek

2-Keyfiyet

Arapça bir sözcük olan kayfiyya(t) kökünden gelir. Nitelik anlamına gelir. “Cenap Şehabeddin Bey şiiri nazımdan ayrı bir keyfiyet telakki ediyor.” – Y. K. Beyatlı. Ayrıca durum anlamı vardır. “Böyle bir keyfiyet vukuunda, akıbetiniz mutlaka ölüm olacaktır.” – A. İlhan

3-Eda

Arapça bir sözcük olan adāˀ kökünden gelir. Davranış, tavır anlamına gelir. “Gül kokusunda saf ve masum bir eda, yaseminde romantik bir sevda hisseder gibi olurum.” – İ. A. Gövsa. Ayrıca naz, işve anlamına da gelir. “Giyimi kuşamı tepeden tırnağa Paris modası ya, nazı edası hiç aşağı kalmıyor ki!” – A. İlhan

4-Mukallit

Arapça bir sözcük olan muḳallid kökünden gelir. Taklit eden anlamına gelir.

5-Vehim

Arapça bir sözcük olan wahm kökünden gelir. Kuşku, kötüye yorma anlamına gelir. “Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün” – A. N. Asya

6-Safdil

Arapça bir sözcük olan ṣāf (saf, temiz) ile Farsça bir sözcük olan dil (yürek) sözcüğünün bir araya gelmesiyle oluşur.  Kolayca aldatılan, saf (kimse) anlamına gelir. “Bir safdil hanımefendi, kızıma iyi bir koca bulduğunu yemin billah anlattı.” – A. Gündüz

7-Hamakat

Arapça bir sözcük olan ḥamāḳa(t) kökünden gelir. Ahmak olma, aptallık anlamına gelir. “Hamakat, dalalet ve kötü niyetin bu kadarına söylenebilecek bir şey yoktur.” – N. F. Kısakürek

8-Temayül

Arapça bir sözcük olan tamāyul kökünden gelir. Bir tarafa eğilme, meyletme anlamına gelir. “Yarının siyasetine yol açan fikirler, temayüller ilk önce bunlar arasında kaynaşır.” – Y. K. Karaosmanoğlu

9-Heybet

Arapça bir sözcük olan hayba(t) kökünden gelir. Korkutuculuk, azamet, korku ve saygı uyandıran görünüş anlamları vardır. “Adını bilmeseler bile heybetini tarif etsem gene bulunur.” – Y. K. Karaosmanoğlu

10-Tilmiz

Arapça bir sözcük olan tilmīḏ kökünden gelir. Öğrenci, çırak anlamına gelir.

11-Mükedder

Arapça bir sözcük olan mukedder kökünden gelir. Üzgün anlamına gelir. “Şimdi artık, meyus ve mükedder yaşayıp gidiyoruz.” – N. Meriç

12-Meyus

Arapça bir sözcük olan mayˀūs kökünden gelir. Kendisinden umut kesilen şey, yeis eden, umutsuz anlamına gelir. Ayrıca üzgün, karamsar anlamları da vardır. “Odaya girince Remzi’yi şaşkın ve meyus bir hâlde gördüm.” – M. Ş. Esendal

13-Serap

Farsça bir sözcük olan ser¥b (sera:bı) kökünden gelir. Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık anlamına gelir. “Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur.” – N. F. Kısakürek

14-Müşkül

Arapça bir sözcük olan muşkil kökünden gelir. Kuşkulu, muğlak, zor anlamına gelir. “Mektubunuzu aldım, çok müşkül olan sualinize hatıralarımı yoklayarak cevap vermeye çalışacağım.” – H. S. Tanrıöver

15-Tahmis

Arapça bir sözcük olan taχmīs kökünden gelir. Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç dize katılması durumu, beşleme anlamına gelir. Ayrıca kahve vb. şeyleri kavurma, kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer anlamına da gelir.

Bu haftaki sanat eserimiz ve manası:

AŞIKLAR ”THE LOVERS” – RENE MAGRITTE

Resimbiterken sitesinden alınan yorum: ” Rene Magritte, 1898 yılında Belçika’da doğan ve 68 yaşında kanser sebebiyle hayatını kaybeden bir ressamdır. Eserlerinde sürrealizmi benimser.

1928 yılı içinde yapılan “The Lovers”in orijinal ismi (Fr.) “Les Amants“. Türkçe’ye “Aşıklar” olarak geçen bu eser, yüzleri beyaz bir bezle kamufle edilmiş öpüşen bir kadın ve erkeği gösteriyor. Takım giyen erkek ve sıfır kol elbise olduğu tahmin edilen bir kıyafet giymiş kadının iç mekanda (arka planda gri bulutlu gökyüzü çağrışımına dikkat) tutkulu bir şekilde öpüşmesine iki yorum var. İlki, Magritte’nin 13 yaşındayken yaşadığı korkunç bir olaya bağlanıyor. Nehirde boğulan annesinin cansız bedenini son kez sırılsıklam beyaz geceliğiyle gören ressam, bu görüntüyü hayatı boyunca unutamamıştır birçok eserinde bunun etkisi görülmektedir.

Bir diğer yorumsa Magritte’nin meşhur çizgi roman serisi “Fantomas“a olan hayranlığı. Pierre Souvestre ile Marcel Allain’in ilk kez 1911’de yayınladıkları seri eserin sıkı takipçisi olan Magritte, “Aşıklar” adlı eserinde buna yakın bir şey yaratmış.

Eserlerin anlamına yönelik yorumlara gelince; insan, kendinden gördüğü insandan dahi bir şeyleri hep saklar. Bu beyaz örtü bunu simgeliyor olabilir. Veyahut bu örtü, aşkın insan gözüne örttüğü perde de olabilir. Aynı şekilde bu beyaz örtülü aşk, bir kavuşamamışlık, bir imkansızlığı da simgeliyor. Arka plandaki kasvet de bu yorumu destekliyor.

Bu eser New York Modern Sanatlar Müzesi’nde sergileniyor.”

Not: Bazı sözcüklerin anlamı bulunurken nisanyansozluk ve tdk.gov.tr sitelerinden faydalanılmıştır.

Yayınlayan

Musa Ünalan

Fırat Üniversitesinde Araştırma Görevlisi. Pazarlama alanında Doktora Öğrencisi. Fikir ve düşüncelerin yayılımı ile toplumsal grupların davranış şekilleriyle ilgilenir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s