Özeleştiri kabiliyeti

Eksiği görebilenler eleştirebilir. Tam olmayan, tamamlanamamış bir soruna verilen cevaptır, eleştiri. O yüzden eksik olanın görülmesi gerekir. İnsan, hayata kendi düşünce dünyasından baktığı için sınırları vardır. Sınırları çizilmiş hissiyatının dile getirdikleridir, söyledikleri. Eleştiri getirdiği anda içinde bir mutluluk hissi yaşaması, ya kendisinin tam olduğunu düşünmesidir ya da eleştiri getirdiğinin eksik. Tam bu noktada özeleştirinin zorluğuOkumaya devam et “Özeleştiri kabiliyeti”

Biat etmek

Biat bir anlaşmadır. Köleleğin, itaatin. Beşer sistem üretir. Tarikat, cemaat, siyaset … Bir idealler ülküsü etrafında buluşan benzer olmaya gayret gösteren bir yığın insan. Amaç, aynılaşmaktır. Her ne kadar hep aynı şeyleri düşünmek isteseler de, kendileriyle hep çelişirler. Çelişkinin sebebi, kendilerinde göremediklerini istemeleridir. Sorgusuz, sualsiz bir lidere ihtiyaç duymanın acizliği gibi. Yansıtır görmek isteyenlerin halini. Olmayanın.Okumaya devam et “Biat etmek”

Deneyim

“Söyle sevda içinde türkümüzü Aç bembeyaz bir yelken Neden herkes güzel olmaz Yaşamak bu kadar güzelken?” Fazıl Hüsnü Dağlarca İnsanın başkalarını tanıyışı zamanla olur. Başkaları, arkadaşları, dostları, akrabaları, diğerleri. Tanımanın yolu zamandan geçer. Zaman sürekliliği ifade eder. Süreci yani. İnsanlar iletişim sürecinde şahit olduklarıyla, duyduklarıyla, değerlendirmeleriyle hep bir hüküm verirler. Ama hükümde ağırlığı en fazlaOkumaya devam et “Deneyim”

İşi ehline verme

İnsanın bulunduğu konum ile hata yapma arasında bir ilişki vardır. Yaptığı iş her ne olursa olsun, insanın en temel görevi, adaleti ayakta tutmak olmalıdır. Hakikate tecavüz, adaleti yok ederek başlar. Emanetine, ehline verilmeyen her işte bunu görebilirsiniz. Ruhu et parçası gibi gören bir insanın hissiyatı ile adaleti kemiren bir insanın ruh hali benzerdir. “Emanetin göklereOkumaya devam et “İşi ehline verme”

Tahta at zihniyeti

Derler ki, denizi her tarafları kuşatmış olan ve tepelerinde ve düzlüklerinde sayısız çirkin yapının kaynaştığı ve tarihin her gün istimlake uğradığı büyük bir şehirde, gökyüzüne yükselen bir konağın belediye parkından kaç misli büyük bahçesinde demirden bir at heykeli varmış ve bu anıtın anlamı denildiğine göre şu demekmiş: Konağın ve nice varlığın sahibi, köşkünün önünden geçenOkumaya devam et “Tahta at zihniyeti”

Bir safsata çeşidi: Post hoc ergo propter hoc

Sıklıkla “post hoc” olarak kullanılır. Latince bir ifadedir. “Bundan sonra, öyleyse bunun yüzünden” anlamına gelir. Yani: “Önce A, ardından da B hadisesi gerçekleşti. O halde, A hadisesi, B hadisesine sebep olmuş olmalı!”. İnsan beyni sebep-sonuç ilişkisi kurma yönünde güçlü bir eğilime sahip olduğu için iki olay karşısında diğer tüm faktörleri göz ardı edebilir. Komplocu aklınOkumaya devam et “Bir safsata çeşidi: Post hoc ergo propter hoc”

Kieslowski’nin Tanrı’dan istekleri

Kieslowski’nin Tanrı’dan istekleri I’ m So-So… (Krzysztof Wierzbicki, 1996) “O’ndan bazı şeylerin olmasını istiyorum ve bazı şeyler oluyor. O anda neye ihtiyacım varsa bana vermesini istiyorum. Her şeyden önce bana berrak bir entelektüel bakış açısı vermesini istiyorum. Ama aynı zamanda bana ihtiyacım olan duyguları da vermesini istiyorum. Bazı şeylerin olmasını istiyorum O’ndan. Bazen yapıyor, bazen yapmıyor.”Okumaya devam et “Kieslowski’nin Tanrı’dan istekleri”

Altın aramaya çıkmış gözü doymamış modern insan

Altın aramaya çıkmış, gözü doymamış modern insan. Bak, tehdit ettiğin güzel insanlara. (Link) Yer: Moxihatetema Köyü, Yanomami Yerli Kabilesi, Brezilya. Dünyanın bütün keşmekeş halinden uzakta kalmış bir avuç insan. Kulak, burun ve ağız bölgesindeki süs bitkileriyle güzeller güzeli. Ona bakan masum gözlerde. İki gözünde, eşinin. Kimsenin anlatamayacağı bakışlardır, yukarıya bakan. Alemi güzelleştiren bu çocukların. KarşısındaOkumaya devam et “Altın aramaya çıkmış gözü doymamış modern insan”

Cins kafalar

Bir lokma ekmek ve bir hırka ile kanaat eden insan yaratıcı olamaz. Bu felsefeyi öven hiçbir düşünce yaratıcı bir toplum ortaya çıkaramaz. (Celal Şengör) Geçmişte öylece kalmak, hastalık. Belirtisi, övgü ve yergi. Teşhisi koyulmayan hastanın ilacını vermekte zor. Halbuki, süreç içerisinde iyileşir insan. Zihniyet de öyle. Geç kalmamalı. ‘Sigortacılığa Giriş’ dersini bir ara anlatma fırsatım olmuştu.Okumaya devam et “Cins kafalar”

Gayemiz

Ben herkesin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım: Öncüllerinin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrulatmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilere emanet etmek. (El-Biruni, öl.1048) Eski zamanların duası dert üzerineydi. Allah sana dert versin, derlerdi. Mahiyeti itibariyle, “gaye“. Günümüze uyarlarsak, misyon. ‘Bizden mucit çıkmaz, ara eleman ülkesiyiz’ diyen bakanda, ‘Milletime borcum var, gündeOkumaya devam et “Gayemiz”