Eşitsizlik kültürü

Herkes, toplumun içerisinde bulunmuş olduğu konumu iyi bilir. Bu konumun sembolik düzeydeki bireye yansıyan güç ilişkisi, kendisini davranışlarda gösterir. Özellikle başkalarını kendinden daha aşağı görmeye yönelik eğilim, kişinin toplum içerisindeki pozisyonuyla doğrudan ilgilidir. Fiilen sade bir vatandaşı milletvekilinden daha güçsüz kılan kültür, eşitsizlik kültürüdür.  200 yıllık modernleşme sancısı çeken bir toplumun hukuki, siyasi, ekonomik veOkumaya devam et “Eşitsizlik kültürü”

Yapabileceklerimiz varken yapamadıklarımız

Geçmişle ilişkim özlemden daha çok bir keder. Yapabileceklerimiz varken yapamadıklarımızdan dolayı içimden atamadığım suçluluk duygusu ve keder. (Cin Aynası, Ercan Kesal) İlkokul, orta okul ve sonrasında lise eğitimim bitince okumuş olduğum kitap sayısı 10 bile değildi. Mahrum kaldığım binlerce sayfaları geri getirmem mümkün değil. Kitapların değerini 18 yaşında anladım. Sonrasında bu kıymeti hiç bırakmadım. ÜniversiteOkumaya devam et “Yapabileceklerimiz varken yapamadıklarımız”

Kitap Sürprizi

Twitter üzerinden tanıştığım güzel insan Fırat Demirel bana bir sürpriz yaptı. İstanbul’dan Erzurum’a hediye bir kitap gönderdi. Beni en çok mutlu eden hediyelerden biri oldu. Kendisiyle yüzyüze tanışma fırsatımız olmadı (umarım en kısa zamanda olur); ama hayata bakışı, düşünceleri, samimiyeti uzun zamandan beridir tanıdığım bir dost hissi veriyordu. Düşünce dünyamın gelişmesinde böylesi iyi insanlarla karşılaştığım içinOkumaya devam et “Kitap Sürprizi”

Başkalarının Günahıyla Aziz Olamazsın!

Anton Pavloviç Çehov, bir Rus. Rusya’nın büyük yazarı. Modern kısa öykülerin kurucusu. 19. yüzyılın kıymetli insanı. Sıkıntılı bir çocukluk dönemini, tıp kazanarak ödüllendirmiş; ama öğrenimi sırasında ailesine destek olmak için öykü yazmış bir vicdan sahibi. Yazının başlığındaki ifade Çehov’a ait. İfade, hakikatin belirtisi. Kendisi olabilenlerin, kendisi olmayı kabullenebilenlerin hikayesi. İnsanın hakikati kendisiyle başlar çünkü. Hiç düşündünOkumaya devam et “Başkalarının Günahıyla Aziz Olamazsın!”

Ömer Ekinci, Mantık Oyunları ve Bir Milyon Dolar

17 Ağustos 2015 Pazartesi günü, Star gazetesi internet yazarlarından Ömer Ekinci; ”Başbakanı utandıran 1 milyon doların hikayesi” adlı bir yazı kaleme aldı. Yazının kurgusu iyi bir yerden başlamakla beraber, yazıda yapılan karşılaştırmalar ve varılan sonuç gerçekten insanı hayretlere düşürüyor. Ömer Ekinci’yi yakından tanıyorum. Girişimcilik üzerine birçok insana faydası dokundu ve hala dokunuyor. Fakat böyle birOkumaya devam et “Ömer Ekinci, Mantık Oyunları ve Bir Milyon Dolar”

İşini yapmadan ön planda olmaya çalışmak

Dersine girmekte olduğum önlisans öğrencilerimden Ali, arada bir yanıma gelip, tavsiye anlamında birkaç fikir aldıktan sonra; ”Hocam bu yılın sonundaki DGS sınavında iyi bir puan alarak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanacağım’‘ deyip yanımdan ayrılırdı. İfadeleri kullanan öğrenci, derslerinde hem başarılı hem de saygılı biriydi. Fakat bir hatası vardı; işini yapmak yerine kendisini övmeyi çok severdi. Bunun farkındaOkumaya devam et “İşini yapmadan ön planda olmaya çalışmak”

Hayat adil değil buna alışsan iyi olur

Twitter’da ‘Bill Gates’ten gençlere 12 öneri’ adlı bir paylaşım gördüm. Okuduktan sonra önemli gördüğüm üç tanesi hakkında bir şeyler yazmak istedim. Hayat adil değil, buna alışsan iyi olur. Herkes kendi geçmişine ve şuanki hayatına bakarsa, etrafındaki insanların birçoğunun bizlerden farklı bir hayat sürdüklerini görecektir. Kimi daha iyi şartlara sahipken, kimisi ise daha kötü şartlardadır. BunuOkumaya devam et “Hayat adil değil buna alışsan iyi olur”

Ruh Haline Bakarken Kendini Kabul Etme Zamanı

Bir düşüncenin kabulü, ispat gücüyle orantılı. İspat ancak söyleneni tarafından yazılıp, kabul görüp gönüllere girdiğinde; biz de ismi kulağa hoş gelen bir sözcük arıyoruz. Makul olanı ‘hediye’ olsun. Nahoşluk arar mı tanımında bilinmez, barındırır mı hiçlik olgusunun anlık tebessümlerini. Tebessüm oluştu yüzünde der gibi kısa süreli bir fiil mi bu? Makul olanı anlatmak için AliOkumaya devam et “Ruh Haline Bakarken Kendini Kabul Etme Zamanı”

Dedemden Ömür Boyu Unutamayacağım Bir Ders

ÖMÜR Kurban Bayramı’nın üçüncü günü. Arkadaşımla beraber bize gidiyoruz. Normal günlerde yediğimiz yemeklerden farklı olarak güzel bir bayram yemeği yiyeceğiz. Dış kapıyı açıp içeri girdik. Güneşli günlerin henüz tam olarak gitmediğini; fakat son demlerine vardığını dedemin kırmızı sandalyede oturup ısınmaya çalıştığını görerek fark ediyorum. Dedemin yanına oturduk. Arkadaşım dedemin elini öptükten sonra; ‘ti sinin durumOkumaya devam et “Dedemden Ömür Boyu Unutamayacağım Bir Ders”

Bir Baba Susuyorsa!

Farkında olmadan büyüdüğümüz zamanlar daha içten yaşanır. Akılda daha kalıcı olmakla birlikte hem sevinç hem de hüzün barındırırlar. Babama karşı ayrı bir sevgim vardır. O benim her hayalimin parçası, o benim en güçlü destekçim, o beni ben yapan… Okulla tanışık olmanın ilk yıllarını yaşıyorum. Okula gitmek, o mavi önlükleri her gün giymek kadar yeniydi. Öğretmene karşıOkumaya devam et “Bir Baba Susuyorsa!”