Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘marka’

Uğur Batı‘nın yazmış olduğu Stratejik Marka Yönetimi kitabında sosyal konularda markaların ne yapması gerektiğiyle alakalı bir araştırma var. Bakalım;

Yükselen ekonomilerde, tüm tüketicilerin %86’sı bir markanın, toplumsal konularla ticari konulara eşit önem vermesi gerektiğini düşünüyor. %81’i markaların kararlarını toplumla paylaşmaları gerektiğini ifade ediyor. Satın alma tercihimde sosyal markalar etkilidir diyen tüketici oranı %62.

Şimdi Filli Boya’nın dün gece 22.00’da yapmış olduğu reklamı izleyelim.

Reklamda simsiyah bir ekran, sonrasında #Özgecanİçin etiketi geliyor. Daha öncesinden böyle bir reklam görmedik. Gerçekten çok başarılı bir reklam çalışması. Süper bir mesaj veriliyor. Bütün ülkeyi derinden etkileyen bir olay karşısında, düşüncelerini toplumla paylaşmaları bir cesaret örneği.

Reklamda markanın ismi gözükmüyor. Fakat sonrasında hepimiz bundan haberdar olduk.

Daha öncesinden karşılaşmadığımız bu reklamı incelersek;

  • Öncelikle Filli Boya yukarıda bahsettiğimiz araştırmanın gereğini hakkıyla yerine getirmiştir. Toplumsal konulara önem vermiştir.
  • Filli Boya birçok kanalda reklamını yayımlayarak para harcamıştır.
  • Bu reklamdan sonra marka büyük bir risk almıştır. Satışlarına etkisini hesap ederek bu reklamı ahlaki görmeyen insanlar olacaktır.
  • Marka için samimiyet testi süreci hayata geçmiştir.
  • İleride sosyal sorumluluk ve toplumsal konularda vereceği kararlarla bu tavrını sürdürmesi gerekecektir. Bu olmadığı takdirde markaya karşı tepki olacaktır.

Bu konuyla alakalı düşüncelerini belirten ve aynı zamanda üniversiteden hocam olan kıymetli İsmail Hakkı Polat, dün facebook hesabında bu reklamı paylaştıktan sonra şöyle bir görüş belirtti. Tümüne katılıyorum, olayı çok güzel bir şekilde özetlemiş.

“Bence markalar toplumsal olaylarda kendi kimliklerini geride bırakıp toplumun hislerine tercüman oluyorlarsa bu tür reklamlar verebilirler. Tabii bu mütevazı duruşlarını tutarlı bir çizgide sürdürmeleri, kendilerini öne çıkaracak PR aktivitelerinden kaçınmaları, (mesela bu konuda verilecek ödülleri reddetmeleri) koşuluyla. Bu bağlamda Filli Boya, markasını koymamakla önemli ama riskli bir iş yaptı. Çünkü artık bu olay o kadar önemli bir bellek kazınması yarattı ki, markanın her türlü çalışmasında bu samimiyetin tutarlılığı sorgulanacaktır.”

Filli Boya daha öncesinden de farklı sosyal sorumluluk projelerine imza attığını görüyoruz. Bu reklamı da diğerlerin devamı olarak görmek istiyoruz. Filli Boya bu konuda risk almıştır, umarız bu duruşundan taviz vermez. Diğer markalara da örnek olması dileğiyle.

“Düzeltme 1 (17 Şubat 2015) :

Bülent Fidan Bey sayesinde haberdar oldum. Filli Boya ekranlardaki reklam kuşaklarından sonra binalarını da simsiyah kumaşla kapladılar.

filli boya binası

Reklamlar

Read Full Post »

Hakan Şenbir‘in Kentlerin Kraliçesi adlı kitabında çok hoşuma giden birkaç şiir oldu. İkisini bloguma yazmak istedim. Kitap şiir kitabı değil, yanlış anlaşılmasın. İki zamanlı aşk hikayesi. Ayrıntılı bilgi için. (1)

Screen Shot 2014-11-20 at 21.14.24

Kitapların kıymetini bilmek istiyorsanız bu dizelere kulak verin.

”Bütün kitapları yutmak istiyorum /Saldırmak /Bir aç kurt gibi raflara /Karışmak istiyorum /Sayfaların arasında kayıplara

Kayıklara koşmak istiyorum /Kitapların içindeki kayıklara /Açılmak /Sayfalar denizine /Ve yetişmek /Kayıkların içindeki ayıklara

Kayıplara karışmak istiyorum /Ben bütün kitapları bitirene kadar kayıplara /Açılmak /Sayfaların içindeki kayıklarla /Konuşmak /Kayıkların içindeki ayıklarla ”

Aşk karşısında mısralar sular seller gibi akar. Bedri’nin Katina’ya yazdığı şiirin bir bölümü.

”Umrumda bile değil senin ne düşündüğün /Bana kızıla çalan siyah saçların lazım /Sehpaya dimdik giden partizan kız gibi yürüyüşün /Başımın üstünde /At kılına bağlı Demokles kılıcı gibi duruşun lazım

Sinirleniyormuşsun /Beni hiç ilgilendirmiyor /Benim sana sevgilim demem lazım /İhtilallere gebe zifiri bir sabahta sırra kadem basmışsın /Umrumda değil /Benim seninle /Yatağımız toplumun bütün mancınıklarıyla eprimişken /Sevişmem lazım

Görüyorsun sevgilim /Nerede olduğun /Ne yaptığın /Hatta kim olduğun bile /Beni zerre kadar ilgilendirmiyor /Sen benim /Şiirlerime girmek zorunda olan kadınsın /Sen bana /Şiirlerimde lazımsın”

 

 

Read Full Post »

Marka Kimliği Planlama Modeli‘nin ilk aşaması olan Stratejik Marka Analizi ile ilgili yazımı yazdıktan sonra; bugünkü yazımı ikinci aşama olan Marka Kimliği Sistemi üzerine yazacağım.

Markanın kendi yapısı gereği, gerek ürün özellikleri ya da şirketin kurum kültürü üzerine inşa ettiği değerler zaman kısıtlaması olmadan uzun vadede markanın kazançlı çıkmasını sağlayacaktır. Sistemin kurum açısından iyi işlemesi için marka kimliği yapısını incelediğimizde; öz kimlik ve genişletilmiş kimlik kavramlarını görüyoruz.

Markanın anlamı,konumu, başarısı, vermek istediği mesaj öz kimlik üzerinden verilir. Ya da öz kimlik bahsettiğimiz özellikleri tüketicinin zihninde net bir şekilde algılamasını sağlar. Markanın öz kimliği, girilen yeni bir pazarda bile öncesinden yarattığı algı üzerinden kendi hanesine artı puan kaydettirir. Genişletilmiş kimlik kavramında ise markanın öz kimlik üzerinden veremediği ayrıntılı bilgileri genişletilmiş kimlik çerçevesinde verir. Pazarlama programlarının önemli elemanları genişletilmiş kimliğe dahil edilmektedir. Yani tamamlayıcı konumundadır.

Marka kimliğinin algılanmasında temelde dört bakış açısı vardır:

  1. Markanın ürün olarak algılanması
  2. Markanın kurum olarak algılanması
  3. Markanın kişi olarak algılanması
  4. Markanın sembol olarak algılanması

1-Markanın ürün olarak algılanması

Markanın ürün sınıfıyla ilişkisi üzerinden markanın hangi ürün grubuna ait olduğu anlaşılır. Örneğin Visa için kredi kartları, Compaq için bilgisayarlardır. Burdaki marka ile ürün sınıfının ilişkilendirilmesinde amaç markadan bahsedildiğinde ürün sınıfının hatırlanması değildir.

Ürünle ilgili özellikler açısından baktığımızda markanın fonksiyonel ya da duygusal bakımdan müşteride uyandırdığı etkidir. Örneğin, Virgin havayollarının business class sahiplerine ücretsiz olarak sunduğu limuzin servisi.

Kalite unsuru ve değer bağlamında incelediğimizde, özellikle rekabetçi her alanda, algılanan kalite ,rekabetin kilit noktasını belirlemektir. Starbucks kahveyi sunmada bütünlük ve uyum açısından dünyanın en iyisidir diyebiliriz.

Yukarıda bahsettiğimiz markanın ürün olarak algılanmasındaki ilişkileri artırabiliriz. Şuanlık için vermek istediğimiz mesajın anlaşıldığını düşünüyorum.

2-Markanın kurum olarak algılanması

Bu algılanma çeşidinde ürün ve hizmetin özelliklerinden çok kurumun özellikleri ön plana çıkmaktadır. Aynı pazarda farklı markaların rekabet ettiği durumlarda, ürünün özelliğinden çok kurumun algısı daha iyiyse bu marka için faydalı olacaktır.

Örneğin bir kurum çevreye özen gösteriyor ve yerelde halkla arası iyi durumdaysa alt markalarda müşteri tarafından güven duygusu yaratır.

3-Markanın kişi olarak algılanması

Markalarda bireyler gibi güçlü, güvenilir, etkin, komik, cesur gibi özelliklere sahip olup kimlik yapılanmasında böyle bir algının oluşmasını sağlayabilirler.

Diğer taraftan insanlar markalar üzerinden kendilerini tanıtma ya da bireysel özelliklerini vurgulama yoluna da gidebilirler. Bir Apple kullanıcısı kendisini yaratıcı biri olarak tanımlayabilir.

İnsanların kişiliklerinin insanlararası ilişkileri etkilemesi gibi marka kişiliği de marka ve müşteri ilişkisinin temeli olabilmektedir. Örneğin, Dell zor işlere yardımcı olan bir profesyonel olabilmektedir.

4-Markanın sembol olarak algılanması

Semboller markanın daha kolay tanınması ve anımsanması açısından son derece önemlidir. Sembolün eksikliği marka için önemli bir eksikliktir.

Görsel imgeler içeren semboller kolayca hatırlanabilmekte ve güçlü olmaktadırlar. Örneğin, Coca Cola’nın klasik şisesi, Mercedes Benz’in amblemi…

Marka kendi kimlik yapısını algılama bakımından inceleyip nerede olduğunu ve nasıl davranması gerektiğini iyi bilmelidir. Bir diğer yazım Marka Uygulama Sistemleri üzerine olacaktır.

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: